Paylaşımlı Ev Nedir? Kimler İçin Uygundur?
Kapıyı açıp içeri girdiğinizde evin havası size ne hissettirsin? Günün yorgunluğu omuzlarınızdayken evin sessizliğine mi yaslanmak istersiniz, yoksa mutfaktan gelen küçük bir sohbet ve paylaşılan bir düzen mi iyi gelir? Paylaşımlı ev meselesi çoğu zaman para üzerinden konuşulur. Yine de uzun vadede belirleyici olan şey, paradan önce yaşam düzenidir.
PAYLAŞIMLI EV NEDİR?
Paylaşımlı ev, bir konutu birden fazla kişinin birlikte kullanmasıdır. Genellikle herkesin kendine ait odası olur. Mutfak, banyo ve salon gibi alanlar da ortaklaşa yaşanır. Kira ve faturalar paylaşılır. Bu modelin asıl tarafı şudur: Ortak alanları ve sorumlulukları yönetebilecek bir düzen kurulur. Aynı evde yaşamak, aynı zevklere sahip olmak demek değildir. Daha çok, sınırların baştan bilinmesi ve gündelik hayatın sürdürülebilmesidir.
KİMLER İÇİN DAHA UYGUN OLABİLİR?
Öğrenciler:
İzmir’de okula başladığınızı düşünün. Yurt alternatifi sınırlı kalmış olabilir, tek başına ev tutmak da bütçeyi zorlayabilir. Paylaşımlı ev masrafı hafifletir. Bir yandan da günlük hayata daha hızlı yerleşmeyi kolaylaştırır. İlk haftalarda birlikte alışveriş yapmak, evin eksiklerini tamamlamak, semti tanımak bile süreci rahatlatır. Burada kritik nokta, ev arkadaşının çok iyi biri olması değil, birlikte yaşamayı ciddiye almasıdır.
Yeni işe başlayan genç profesyoneller:
İstanbul’da çalışıp her gün uzun yol çektiğinizde eve kalan enerji azalır. Daha merkezi bir bölgede yaşamak sadece zaman kazandırmaz, günün stresini de düşürür. Paylaşımlı ev bu açıdan bazen akıllıca bir hamledir. Ayrıca evle ilgili yükün tek kişide toplanmaması, yoğun dönemlerde fark edilir bir rahatlama sağlar.
Şehir değiştirenler:
Ankara’ya altı ay ya da bir yıl kalmak üzere geldiğinizde uzun kontratlara girmek istemeyebilirsiniz. Paylaşımlı ev daha hızlı yerleşmeyi kolaylaştırır. Yine de geçici planın ev düzenini bozmaması için küçük detayların baştan konuşulması gerekir. Süre, misafir düzeni, ödeme günleri gibi başlıklar netleştiğinde kısa dönemli yaşam da daha sorunsuz ilerler.
Sosyal denge arayanlar:
Günün sonunda iki dakika konuşmak, evde yalnız olmadığını bilmek kimi insanı gerçekten iyi hissettirir. Paylaşımlı ev, doğru sınırlar kurulduğunda bu ihtiyacı karşılar.
HERKES İÇİN DOĞRU MU?
Her model herkes için uygun değildir. Paylaşımlı evin zorlayıcı olabileceği durumlar da var. Gün boyu kalabalıkta çalışıp eve mutlak sessizlik için dönüyorsanız ortak yaşam tempo olarak yorabilir. Evden çalışıyorsanız toplantılarınız ve dinlenme saatleriniz ev arkadaşınızın ritmiyle çarpışabilir. Uyku düzenleri çok farklıysa birinin normal gördüğü hareket diğerine rahatsızlık verebilir. Burada amaç kendinizi zorlamak değil. Doğru düzenin sizi rahatlatması. Bu noktada, ev arkadaşınızla sorun çıkarsa ne yapmalı rehberine buradan ulaşabilirsiniz.
KARAR VERİRKEN ÇOĞU KİŞİNİN ATLADIĞI YER: EVİN TEMPOSU
Paylaşımlı ev arayan birçok kişi önce konuma, sonra fiyata bakar. Ama paylaşımlı yaşamın uzun ömürlü olmasını sağlayan üçüncü bir unsur daha var, o da evin temposudur. Konum, haritadaki bir nokta değildir. Gününüzün nasıl geçtiğini belirler. İşe veya okula yakınlık, zaman kazandırdığı kadar yıpranmayı da azaltır. Maliyet tarafında ise yalnızca kira yoktur. Faturalar, aidat, internet, depozito gibi kalemler toplam yükü oluşturur. Evin temposu daha sessiz bir başlıktır ama çoğu zaman belirleyicidir. Eve genelde kaçta gelirsiniz? Akşamları dinlenmek mi istersiniz, sosyalleşmek mi? Ev sizin için daha çok dinlenme alanı mı, yaşam alanı mı? Bu soruların cevabı netleştiğinde, aradığınız ev arkadaşı profili de kendiliğinden belirir. İlan okurken bile neyin size uygun olmadığını daha hızlı anlarsınız.
İLK KONUŞMA ÇOĞU SORUNU DAHA BAŞLAMADAN AZALTIR
Ev içinde tartışmalar genellikle büyük meselelerden çıkmaz. Belirsiz bırakılmış küçük detaylar birikir. Gider paylaşımı buna iyi bir örnektir. Kira ve faturalar nasıl ödenecek? Ödeme günleri nasıl takip edilecek? Kullanım farkı olduğunda ne yapılacak? Konuşulmadığında birkaç ay sonra herkes “ben böyle sanmıştım” demeye başlar. Misafir düzeni de benzer şekilde büyür. Birinin sık misafiri varken diğerinin dinlenme ihtiyacı varsa sorun misafir değildir. Sınırlar belirsizdir. Ortak alan düzeni de aynı yere çıkar. Kimse “titiz” ya da “dağınık” diye etiketlenmek istemez. Ortak alan standardı konuşulmadığında rahatsızlık birikir. Bu konuşmayı sert bir sözleşme gibi düşünmeye gerek yok. Aynı evde yaşayacak iki kişinin hayatı kolaylaştıracak bir netlik kurması yeterlidir. Netlik çoğu zaman evin havasını bozmadan, tam tersine yumuşatarak çalışır.
GÜVEN VE UYUM İLK GÖRÜŞMEDE KENDİNİ BELLİ EDER
Kusursuz birini aramak yerine, birlikte yaşamayı ciddiye alan birini aramak daha sağlıklıdır. Sorulara net mi cevap veriyor, yoksa sürekli muğlak mı konuşuyor? Kendi ihtiyacını anlatırken sizin alanınızı da gözetiyor mu? Ödeme günü ve ortak alan düzeni gibi temel konularda basit bir plan kurabiliyor mu? Konuşma uzadıkça üslup ve saygı korunuyor mu? Bir de içgüdü kuralı var. Daha ilk görüşmede sürekli savunmada hissediyorsanız, sınır çizmek zorlaşıyorsa veya her konu pazarlığa dönüyorsa, ileride de benzer bir yorgunluk yaşama ihtimali artar. Paylaşımlı ev, doğru eşleşmeyle hem bütçede hem günlük hayatta nefes aldırır. Kararı sadece evin fiziksel özellikleri üzerinden değil, birlikte kurulacak düzen üzerinden verdiğinizde paylaşımlı yaşam mecburiyetten çıkıp dengeli bir tercihe dönüşebilir.